Kartal olarak doğmak yetmiyor. Kartal olarak ta büyümek gerekli.
Hani bir insana kırk gün deli derlerse deli olurmuş ya. Öyle işte.
"Haddini bil. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et." Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. "Galiba haklısın." demiş. Küçük kartal yaşamı boyunca tavukların arasında yaşamış, gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilmeden. Kendi gücünü görmeden, beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini hiç düşünmemiş”
Bir de işin tersini düşünün.
Tavuk yumurtasını kuluçkaya yatan kartalın altına koymuş olsaydınız.
O zaman tavuk, kartal kardeşleri gibi uçabilecek miydi? Mümkün mü?
Düşünsenize kartal hareketleri yapan ancak onlar gibi uçamayan bir tavuk!
Kartalın tavuklar arasında kartal olduğunu hatırlaması da güzel bir gelişme.
Birgün kalkıp ta siz tavuk ben kartalım demesi de yakındır.
Bu iş buraya kadar gayri bundan sonra beni buralarda eğleyemezsiniz diyecek ve uçacaktır. Tavuklar kendi içerisinde kartalın olmasına tahammül edemiyor.
Kartalı kartal olarak değil tavuk olarak görmekte ısrar ediyorlar.
Eğer tahammül edebilselerdi herkes ait olduğu yere göre hareket etmeli, sen bizim familyadan değilsin demeleri gerekirdi.
Yine de kartalın kartal olduğunu hatırlaması bile güzel değil midir sizce?