Ahmet SEVEN
Şeyh Edebalı “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyor” Devlet ocaktır, insandır, insanlıktır, adalettir, sağlıktır, huzurdur, vermektir, merhamettir, sığınaktır, hürriyettir, ülkedir, dünyadır… Bütün bunların devamlılığı da insana bağlıdır. İnsan denilen varlık öyle bir varlıktır ki; Fidan dikende o, fidanları kıran da. Yol açanda o, yol kesende. Köprü kuranda o, yıkanda. Söndürende o, yakanda. Ağlayanda o ağlatanda. Gülende o güldürende. Yarayı açanda o saranda odur…
Ancak insan kendini iyi bilmeli. Kendini bilmesi içinde Rabbini bilmeli. Zira Rabbini bilmeyen kendini nerden bilsin? Dünden bugüne bir bakınız. Dünyada şımarıp azanlar, varlıkların katline ferman yazanlar, yuvaları bozup, hayata mezar kazanlar hep kendini bilmezler arasından çıkmıştır. Başkalarının mutluluğunu çekemeyenlerin kendileri de huzursuz kalmışlardır.
Ovaları kuruttular, dağları yıktılar, denizleri kirlettiler. Kurdu kuşu kafese tutsak ettiler. Dengeyi bozanlar dengesiz kaldılar. Hak ve adaleti korumayanlar korumalara muhtaç oldular. Dünya hayatını kendileriyle birlikte herkese zindan yaptılar.
Bir insanı sağlıklı gıdalarla ancak bir ömür, sağlıklı bir ilim, eğitim ve terbiye ile de kıyamete kadar yaşatabilirsiniz.
Luvisiana yerlileri canları meyve istedi mi ağacı gövdesinden keser öyle yerlermiş. Bugün yeryüzünde Yüce Allah (cc)’ın terbiyesinden geçmeyenler de böyle yapıyor.
Maneviyat dengesini yitirenler hayatın dengesini de bozuyor. Devi cüce, cüceyi devleştirmeye kalkışıyorlar. Bunlar kendi sadece cinslerine hayat hakkı tanımamakla kalmayıp, dağdaki aslanın, gökteki kartalın, denizdeki balığın yuvasını bozdular. Bugünün insanı yerdeki toprağın, daldaki yaprağın
Bir mütefekkir “ İslam’a girince yol kesenler yol gösterici oldular” diyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder