12 Ağustos 2007 Pazar

Mehmet Akif Ersoy

Ahmet SEVEN

Şairler mısralarıyla bir milletin hayat iksirleridir. Onların toplumlarına verdikleri umut geceye yıldız gündüze güneş olur. Tarihe bakınız yeryüzünde batmayan milletlerin bu denli güçlü oluşlarındaki iki sırrı görürsünüz, Birincisi silah tutan bileklere, ikincisi şiir yazabilen yüreklere sahip oluşlarıdır. Her devrin bir şairi vardır. Yani dağına göre kar, devrine göre şair. “Şiir yüksek zekâların rüyalarıdır” diyen düşünür doğru söyler.

Bir şairi anlayabilmek için yaşadığı devri iyi bilmek gerek. Hatta yetişme tarzını, annesini babasını. Dahası şeceresini. Yaşadığı şehri, yetiştiği muhiti…Yine bir düşünür; ”Bana kitaplarını göster sana çocuklarının ne ruhta olduklarını söyleyeyim” der. Bu söz çocuklar için geçerli de millet için değil midir? Şimdi yeri gelmişken bizde bana şairlerinizi gösterin milletinizin hangi ruhtan olduklarını söyleyeyim desek yanılmış olur muyuz? Vatanı vatan yapanlar vatana ses bayrağını kazandıranlardır.

Teli kırık kopuz, dili lal olmuş bir ozan nasıl bir işe yaramazsa şiiri yazılmayan bir milletinde bundan farkı yoktur. Elbette şiir yazanlar kadar yazdıranlarda önemlidir. Fakat siz yazdırsanız da içinizden yazanlar yoksa eğer, sizin şiirinizi de başkaları yazmak zorunda kalacaktır. Bu ne zillettir. Bir anlamda bu millet Akif gibi şairleriyle destanda yaparız destanlarda yazarız demek istemiştir.

Onun şiirlerinde baharı yazı kışı birer birer yaşar insan. Kâh bir zemheri gelir kâh bahar yeli eser. Fakat hiçbirisinde boğulmaz. Kaybolmaz. Hepsinde de yeniden doğar dünyaya. En bitkin anında bile bir şeyler bulur çıkarır ortaya.

Savaş yıllarında her mısraı topa bedeldi. Top düştüğü yeri öldürüyor, Akif’in şiirleri ise diriltiyordu. Öfke vardı, dua vardı, yakarış vardı, teselli vardı, müjde vardı. İşte gerçek kahraman vasfı bunları hem yaşayan hem de yazan adamdaydı. Adeta Akif Allah tarafından böyle sıkıntılı bir dönem için yaratılmış intibaını veriyordu. Zira o faaliyetleriyle sahanın dört biryanında görülen gerçek kahraman hüviyetini taşıyordu.

Bir anlamda bu millet öyle bir devir yaşayacak ki o devrin sosyal yapısı kaleme alınması gerekecek. Öyle bir savaştan çıkacak ki destanı yazılması gerek. Öyle bir kurtuluşa kanatlanacak ki İstiklal Marşı yazılması gerek. Bunu yazanda bütün bunları yaşayan bir insan olacak. Böyle bir takdiri İlahinin içerisinde Akif’in de olması gerekiyor. Böyle anlıyorum.

Onun almış olduğu ruh eğitimiyle birlikte okuduğu kitaplarda saklıdır. O saklı olan bu terbiyeyi hayatı boyunca yaşayarak göstermiştir. Değerli aile yapısı incelendiğinde insanın aklına adeta Türk Milletinin İstiklal Marşını yazacak şairi yetiştirmek için bir araya gelmiş iki derya geliyor.

Safahatı onun için çok değerliydi. Yaşadığı müddetçe Safahat canlı bir uyarı aracı gibidir. Adeta Akif onun sayfaları arasından çıkıp gelecek ve bize mısralarıyla haykıracak gibidir.

Akif Tembelliğe, bencilliğe, hazırcılığa, haksızlık karşısında suskunluğa tahammülü yoktur. Kim olursa olsun uyarmayı onlara karşı başkaldırmayı kendisine bir borç bilir. O bizim dilimizde pelesenk olan tarlada rençper sınırda asker ifademize mektepte öğretmen, camide hoca, yollarda mühendis… Zenginliğini kazandırmıştır.

Fildişi kulelerden seyredip hissettiklerinin şairi değil, duyduklarının yaşadıklarının şairi olmuştur. Safahata bir bakınız. Hatta kelimeleri lime lime ediniz. Bırakın hiçbir mısraı hiçbir kelime yoktur ki gözyaşıyla ıslatılmış olmasın. Hiçbir kelime yoktur ki yaşanmış olmasın. Akif adeta Safahatına yaşamadığı derdini çekmediği ya da hayalini kurmadığı bir kelimeyi yazmaktan ar etmiş gibidir.

Kitap yani Safahat bu kadar kendisidir ve o kadar kendisindendir. Bu sebeptendir ki Safahat’ı okurken o günleri yaşıyor gibi olmanın yanı sıra sanki Akif bizi dinliyor gibidir. Zaman zaman nefesini duyar gibi oluruz.

Ona İstiklal Marşı Şairi denilmesinden hoşlanıyorum. Fakat millet şairi denilmesi de hoşuma gidiyor. Bir dava adamı, bir “edepli edip”tir o. Söz eridir. Bize yalnız şiir yazmamış, yaşantısıyla sözün şerefini de muhafaza etmeyi bilmiştir. Şeref söze, söz de şerefe onun şahsında kavuşmuştur. Kendisini Hakka Tapan Milletine adayan büyük şaire selam olsun.

Hiç yorum yok: